| Makale Türü |
|
||
| Dergi Adı | İlahiyat | ||
| Dergi ISSN | 2667-5153 | ||
| Dergi Tarandığı Indeksler | EBSCO-Host | ||
| Makale Dili | Türkçe | Basım Tarihi | 06-2024 |
| Cilt / Sayı / Sayfa | 0 / 12 / 5–16 | DOI | 10.62188/ilahiyat.1379561 |
| Makale Linki | https://doi.org/10.62188/ilahiyat.1379561 | ||
| UAK Araştırma Alanları |
İslam Hukuku
|
||
| Özet |
| Kaide; fıkhın değişik bölümlerine ait meseleleri kuşatan külli kazıyyedir. Bir diğer deyişle külli kaideler, fıkıh birikiminin sistematize edilerek belli esaslara göre bir araya getirildiği ilkesel prensiplerdir. Bu prensiplerin fıkhi hüküm istinbatında nasıl bir konumda duracağı hususunda farklı yaklaşımlar söz konusudur. Lafzen veya mefhumen muayyen nasslara dayanan, Kitap, sünnet ve icmadan vazıh deliller üzerine bina edilen kaidelerin tek başlarına hükme dayanak olabileceği hususunda ulema ittifak halindedir. Esasında burada hüküm kaideye değil, onun dayandığı muayyen nassa bina edilmektedir. Bunun dışında kalan kaidelerin hükme dayanak olması konusundaki yaklaşımları menfi ve müsbet olarak ikiye, müsbet yaklaşımı da müsbet-mukayyed ve müsbet-mutlak olarak yine ikiye ayırmak mümkündür. Menfi yaklaşım, kaidelerin müstakillen delil olamayacağını, mevcut delilleri destekleyici konumda bulunduğunu savunur. Müsbet-mukayyed görüşe göre kaideler başka şer’i delil olmaması durumunda müstakillen hükme kaynaklık edebilir, aksi takdirde edemez. Müsbet-mutlak görüş ise başka şer’i delil olsa bile, ictihadın kavaide dayalı olarak yapılması gerektiği kanaatindedir. Menfi görüş, hükmü aranan meselede başka delil bulunmaması halinde bile kavaidin müstakil delil olamayacağında ısrar etmenin, meseleyi çözümsüz bırakmak sonucunu doğuracağı gerekçesiyle eleştirilmiştir. Müsbet mutlak yaklaşım ise kavaidin İslam hukuku dışında başka herhangi bir hukuk sitemine de uyarlanabilecek bir yapıda olması gerekçesiyle eleştirilmiştir. Kavaidin bu esnek ve soyut yapısından dolayı sadece külli kaidelere dayanarak hüküm istinbat edilmesi … |
| Anahtar Kelimeler |