| Makale Türü | Özgün Makale (Diğer hakemli uluslarası dergilerde yayınlanan tam makale) | ||
| Dergi Adı | TASAVVUF İLMİ VE AKADEMİK ARAŞTIRMA DERGİSİ | ||
| Dergi ISSN | 1302-3543 | ||
| Makale Dili | Türkçe | Basım Tarihi | 01-2005 |
| Cilt / Sayı / Sayfa | – / 14 / 473–481 | DOI | – |
| Makale Linki | www.tasavvufdergisi.net | ||
| UAK Araştırma Alanları |
|
||
| Özet |
| Bütün evrenin kendisi için yaratıldığı1 ve yaratıcının kendisine halîfe seçtiği2 insan, değişik açılardan bakılabilecek kadar geniş ve farklı özellikte olması nedeniyle, bir çok ilim disiplini tarafından farklı yönü ile ele alınmış ve öyle değerlendirilmiştir. Mesela, genel anlamda ilim, insanı maddesi (fiziksel/biyolojik) yönüyle; sanat, duygusal yönüyle; felsefe, daha çok aklî yönüyle ele alarak değerlendirmişlerdir. Din ise, bütün bunlardan farklı olarak, insanı tüm yönleriyle dikkate alan yegane kurum olmuştur. Zira dinin insana bakışı, her şeyden önce seçiciliği ve tekâmülü esas alan, evrensel bir gerçeğe dayanmaktadır. Ona göre insan, cansızdan bitkiye, bitkiden hayvana, hayvandan insana doğru gelişen varlıklar âleminin zirvesinde bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim, bütün varlıklarda olduğu gibi insanın da maddî3 yönünün bulunduğunu, ancak bunun yanında ilâhî4 yönüne dikkat çekerek, onu yüceltip üstün kılanın bu tarafı olduğuna vurgu yapmaktadır.İnsan, tasavvuf düşüncesinde, vücûd şehrinde kendi varlık dairesini yok bilen, etrafındaki eşyadan Allah’ın azâmetini müşâhede eden “insan-ı kâmil” olarak idealleştirilmiştir. Bu tabir Kur’an-ı Kerim’de geçmediği gibi, ilk sûfîler tarafından da kullanılmamıştır. Önceleri insan-ı kâmil, mü’min-i kâmilin karşılığı olarak kullanılmış, özellikle İbn Arabî (ö. 638/1240)’den sonra bu tabire daha değişik manalar yüklenmiş ve tarih içinde bu çizgide gelişme göstermiştir. 5 Mevlânâ’nın insan hakkındaki görüşlerine geçmeden önce, insan kelimesinin sözlük anlamını açıklamada fayda olacağı kanaatindeyiz. |
| Anahtar Kelimeler |